By

feyzanur

12/4/2009 - yorumsuz mu diyelim!!!!! çok ilginç....

Kategori: genel

Leyla T., New York'ta yaşayan 36 yaşında bir reklamcı. İstanbul'da halkla ilişkiler yaparken bir ressama aşık oluyor ve onun peşinden New York'a gidiyor. Evleniyorlar, bir de oğulları oluyor. Ama günün birinde peri masalı bir kabusa dönüşüyor. Bakın Leyla T., olanları nasıl anlatıyor...

Sizi tanıyabilir miyiz?

- Ben Leyla T. 12 yıldır Amerika'da yaşıyorum.

Ne münasebetle...
http://preview.hurriyet.com.tr/preview/image.aspx?picid=7745876
- 24 yaşındayken, New York'ta yaşayan bir Türk ressama aşık oldum. Annemlere "Amerika'ya tatile gidiyorum" dedim, İstanbul'daki hayatımı geride bıraktım ve buraya yerleştim.

Çok mu yakışıklıydı, çok mu karizmatikti, çok mu şefkatliydi, çok mu varlıklıydı? Sizi kimse onun kadar sevmedi mi? Nedir?

-Kafa olarak mükemmeldi. Türkiye'de ya erkek arkadaşınız olur ya sevgiliniz. Bir türlü, ikisi aynı insanda birleşmez. Ben şanslıydım, hem en yakın arkadaşım hem sevgilimdi, gözüm kapalı geldim.

Hemen mi evlendiniz?

-Evet. İyi bir sosyal hayat, sanatçı bir çevre, sergiler, davetler enstelasyonlar... Rüya gibiydi her şey. Evliliğimizin 3. yılında bir de oğlumuz oldu. Ne kadar mutluyuz diyor, sürekli şükrediyordum ki kabus başladı. Eşim 5 vakit namaz kılan bir adam oldu.

Ne alaka?

-İşte sorun da bu. Ramazanda içki içerdi, dinden uzak dururdu ama Fethullahçılarla tanışınca, inanılmaz bir değişim yaşadı. New York'ta yaşayan pek çok Türk, Fethullahçılardan rahatsız. Eşim dahil hepimiz, "Bunlar ne yapmaya çalışıyorlar? Neden kapı kapı dolaşıyorlar? Karşı bir dernek mi kursak? Öyle mi yapsak, böyle mi yapsak?" derken; biri eşime, "Sen savaş açtın ama bu insanları tanımıyorsun, gel bir gör!" demiş. Gidiş o gidiş. 1-3-5 derken, "Çok iyi niyetli insanlar, ben yanılmışım" demeye başladı, toplantılarına düzenli gider oldu. Ruhunu dinlendiriyormuş, yoga yapıyor gibi hissediyormuş, bir tür meditasyonmuş, insanın kendi dinini öğrenmesinin nesi kötüymüş. Evin içinde Fethullah Gülen'in dergilerini, kitaplarını okuyor, DVD'lerini izliyor...

Siz ne yaptınız?

- Kendinizi benim yerime koyun, birlikte Soho'daki bütün barların altını üstüne getirdiğiniz adam, dünyanın en bohem adamı, Kuran'ı elinden düşürmüyor, 5 vakit namaz kılıyor ve "Allah için yapıyorum" diyor. Kafayı yiyecektim! Tamam ben de Allah'a inanıyorum ama ondaki bu 180 derecelik değişim beni korkuttu, öfkelendirdi, üzdü. Bir de kendimi aldatılmış hissettim, hayatını dinin esaslarına göre yönlendiren bir adam isteseydim, gider bir imamla evlenirdim.

Sizden dini kurallarına uygun olarak yaşamanızı istedi mi?

-Yok hayır. Ama ruhen iki ayrı uca yuvarlandığımızı hissettim. Bana, "Sana asla kapan demem. Dinde zorlama yoktur. Benim görevim bunları sana anlatmak, ister yaparsın, ister yapmazsın!" diyordu. Bir de, vaaz veriyor yani! Bilmem ne suresinde bu yazıyormuş, bilmem ne suresinde şu yazıyormuş.

Arkadaşları peki? Onlar ne dedi?

-Acayip dalga geçtiler. Her gittiğimiz yerde "Aaa sen Fethullahçı olmuşsun!" dediler. "Ne alakası var! Ben Fethullahçı değilim. Dinle ilgili bilgiler veriyorlar, gidip öğreniyorum" dedi durdu.

Kaç zamandır aynı şekilde devam ediyor?

-3 sene oldu. Ben tabii ruhsal çöküntü yaşadım, depresyon tedavisi gördüm. Anlamını kaybetti her şey. Bana kalkıp, "Atatürk alfabeyi niye değiştirdi?" diyor, "Bütün devrimleri neden tepeden inme yaptı, halk hazır değildi." Sinir oluyorum. Çünkü evimde bu tür şeyleri tartışmak istemiyorum. Hálá kızıyor bana, neden bu kadar tepki gösteriyormuşum, neden abartıyormuşum. Çok eğitimli tiplermiş...

Siz tanıştınız mı?

-Bir kısmıyla mecburen. Bizim oturduğumuz yerdeki derneğin ismi Tamef. 25 yaşlarında üniversite mezunu çocuklar çalışıyor. Hepsi eğitimli, İngilizceleri de çok iyi. Oğlum yaşındaki çocuklara yöneliyorlar...

Nasıl yani?

-Forma veriyorlar, futbol oynattırıyorlar, yaz kamplarına götürüyorlar. E tabii 9- 10 yaşındaki çocuklar bu tür faaliyetlere deliriyor. New York dışında, 15 gün orman içinde kamp. Çocuğun umurumda değil Fethullah'ın kampı olması, gitmek istiyor. Benim oğluma da kafayı taktılar. Formalar, eşofmanlar, çantalar. Kesinlikle "Hayır!" dedim.

Tüm bu hikayede sizi en çok rahatsız eden şey ne?

-Bakın, benim kocam camiye gitseydi ve caminin hocasından böyle bir eğitim alsaydı ondan nefret etmezdim, onu suçlamazdım. Ben Fethullahçıların ne niyetle bu hizmetleri verdiklerini bilmiyorum. Bu kadar iyi olmalarının sebebi nedir? Neden dünyanın her yerinde okullar açıyorlar, neden küçücük çocukları topluyorlar, dini eğitim veriyorlar...

Okullarını gördünüz mü?

-Hayır ama o okullara devam edenleri gördüm. Bir arkadaşımın çok yaramaz bir oğlu vardı, Brooklyn'deki okula gitti, şimdi beyni alınmış gibi, karşılaştığı her büyüğün elini öpmeye çalışıyor. Tuhaf bir çocuk yarattılar, sanki çocuk değil, makine. Fethullah Gülen'e baktığınız zaman Afrika'da okullar, Uzakdoğu'da okullar, bir sürü yazı okuyorsunuz, hikaye dinliyorsunuz, tabii tedirgin olacaksınız...

Tüm bunları kocanıza anlatınca ne diyor?

-"Sen zannediyorsun ki biz o toplantılarda, 'Vatan nasıl satılır?' diye konuşuyoruz, bunun planlarını yapıyoruz, alakası yok!" diyor, "Neden önyargılısın, neden onların kötü olduklarını düşünüyorsun?" Sonra vaaza başlıyor, "Fethullah Hocamız şöyle diyor, böyle diyor..." O, öyle dedikçe ben çıldırıyorum. Bir tek iyi şey var: İşleri yoğunken, sergi-mergi, onlarla istediği kadar çok görüşemiyor, o zaman biraz olsun normale dönüyor.

Evliliğiniz ne durumda?

-Tabii ki vazo kırıldı, eskisi gibi değiliz. Ben antidepresanlara devam ediyorum.

Bütün bunları bir gazeteciye niye anlatıyorsunuz?

-Çünkü bizi rahat bıraksınlar istiyorum! İnanılmaz organizasyonlar yapıyorlar. Central Park'ta Türk günü yaptılar mesela. Nereden buluyorlar o parayı? Türk hükümetinden fon aldıkları doğru mu? Ben öyle Türk günü de istemiyorum. Bütün kadınlar kapalı. Türklük bu mu? Türk günü yapmak onlara mı kaldı? Her yerde niye karşımıza çıkıyorlar? Hani insan, "Ya çocuğumun uyuşturucu kullanan arkadaşları olursa, çocuğuma musallat olurlarsa" diye korkar ya, benimki de o hesap. Resmen uyuşturucudan beterler. Eve telefon açıyorlar, "Leyla Hanım, bilmem nerede kurban kesilecek, bize yardım etmek ister misiniz?" diyorlar. "Hayır!" diyorum, "Bize katılmak ister misiniz, hayır işi yapacağız?" "Hayır" diyorum, "Niye öyle diyorsunuz, gelin tanışalım, sizi ağırlayalım, bizi yakından tanıyın" diyorlar. Yine "Hayır!" diyorum. İnanılmaz yüzsüzler, hiç yılmıyorlar. Sinir bozucu olan da şu: Hep terbiye sınırındalar. Ama ben onlarla savaşacağım. Kocamı Fethullahçılara kaptırdım, oğlumu asla vermeyeceğim!

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/3/2009 - Bir güneşim... Bir babam... Bir de terliklerim!

Kategori: genel



 

Bugün Mevlid Kandili... Bugün, “âlemlere rahmet” olarak gönderilen; “Peygamber”imiz, “önder”imiz, “öğretmen”imiz ve “lider”imiz Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz’in doğum yıldönümü... Bugün, O’nun, dünyaya “Merhaba” dediği gün... Bugün, “Yaşayan Kur’an” olan “Kutlu Nebi”nin doğum günü... İşte bu yüzden bugün, “başka konu” yok, sadece O’nu yazmak ve O’nu anmak istiyorum... Bugün “siyaset” yok, bugün “kavga” yok, bugün “gerilim” yok!.. Bugün “parti” de yok, “Ergenekon” da!.. Bugün, her zamankinden daha fazla “ibadet” var, “dua” var, “af ve mağfiret” için yalvarma, “Cennet’te O’na komşu olabilmek” için yakarma var!.. Hasılı kelâm, bugün “sevgililer sevgilisi, güzeller güzeli” O var!.. Bugün, “gül” gibi kokan “Güllerin Efendisi” var!..

MEDİNE’YE HASRET BİR GENÇ
Bugün, belki de çoğunuzun bildiği bir “olay” nakletmek istiyorum sizlere... Daha doğrusu, “kompozisyon yarışması”nda “birincilik” ödülü almış bir “makale”yi aktarmak istiyorum...
Efendim, Kütahya Müftülüğü Kur’an Kursları Müdürü Vehbi Akşit, Ocak 2006 tarihli Altınoluk dergisinin 239. sayısında, bir “genç”ten söz ediyor!..
Nebi Muhammed Doğanay’dan...
Nebi, bugün ya “lise son”da olmalı, ya da “üniversite”ye başlamış olmalı!..
Nebi, biraz sonra aktaracağım “makale”yi, henüz “ortaokul öğrencisi” iken yazmış ve biraz önce dediğim gibi, “birincilik” kazanmış!..
Herhalde, “yaşayarak” ve “hissederek” yazmış olmalı ki; yazdıkları, “Peygamber aşkını en derinden yaşayan bir yüreğin yansımaları” olmuş!..
Efendim, olayın yaşandığı yıllarda, Nebi, henüz “7 yaşında”dır... Babası, Medine’de bir şirkette “elektrik teknisyeni” olarak çalışmaktadır...
Bir gün, sabah saatlerinde, kendisine verilen teknik görevi tamamlayıp ayrılmak üzeredir ki, Resulullah (s.a.v.)’in Havza’sında “elektik çarpması” sonucu vefat eder ve Cennet’ül Bâki’ye defnedilir!..
Tabiî, ailesi mecburi olarak Türkiye’ye döner ve hayatını burada devam ettirir!..

MEDİNE, NEDEN BU KADAR SICAK?
İşte Nebi Muhammed Doğanay, bu ailenin bir ferdidir ve “ortaokul”da okurken; “Bir Seni güneşim, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geldiğim yerde” başlıklı şu makaleyi yazar:
“Bir ilkbahar gününde güller gibi kokan Medine’de dünyaya gözlerimi açmıştım. Doğduğum hastane senin Ravza’nın hemen yanıbaşında olduğu için, duyduğum ilk koku, senin bahçenin gül kokuları olmuş.
Babam gelip de daha kulağıma ezan okumadan, kulaklarım senin mescidinin ezan sesleriyle şereflenmiş. 40 günlük olduğumda ilk ziyaretimi de senin Hane-i Saadetine yapmışım.
İlk adımlarımı senin Ravza’ndaki mermerlerinde atmış ve Rabbimle ilk buluşmamı, ilk secdemi senin mescidinde yapmışım. Hemen hemen yaptığım her ilkte, sen varsın.
Daha konuşmasını öğrenmeden seni sevmeyi öğrendim ben.
Belki seni çok tanımazdım ama, sanki bana çok çok yakınmışsın gibi severdim seni.
Senin evini her ziyarete gelişimizde, seni görmesek bile senin varlığını hisseder, evinden her ayrılışımızda hüzünlenirdik.
Çocuklar evde sıkılınca babaları parka, eğlence yerlerine götürsün isterler. Biz Medine’de yaşadığımız sürece hiç babamızdan parka götürmesini istemedik.
Bizim canımız sıkılmaz mıydı acaba hiç?
Sanırım Medine’deki hiçbir çocuğun canı sıkılmazdı. Çünkü orada, hiçbir yerde olmayan gül bahçesi ve bahçenin biricik efendisi vardı.
Bizim vaktimizin çoğu o bahçede geçerdi.
Senin bahçenin mermerlerine ayakkabı ile basamazdık. Yalınayak dolaşırdık mermerlerin üstünde. Kimbilir, belki de; bahçenin güllerine basıvermekten korkardık. Yazın mermerler ayaklarımı yakardı. Olsun, bu da bizim hoşumuza giderdi.
Babama sormuştum bir seferinde;
“- Babacığım neden Medine bu kadar sıcak?..”
Babam da;
“- Evladım Medine’de iki tane güneş var da ondan” derdi...
“- Nasıl olur babacığım, güneş bir tane değil mi?” derdim...
Babam, gülerek:
“- Bak yavrum; doğru, bütün dünyayı ısıtan bir güneş var ama, bir de alemleri ısıtan ve aydınlatan güneş var. O güneş de Medine’de olunca sıcaklık iki kat oluyor.”
Babamın bu cevabı hoşuma giderdi ve ısınırdım.
Gerçekten de ayaklarımızı mermerler ısıtıyordu ama; senin güneşin de, sıcaklığın da içimizi ısıtıyordu.
Medine’den ayrıldığımızdan beri belki ayaklarımız ısınıyor ama içimiz bir türlü ısınamıyor. Çünkü güneşimizin en büyüğünü orada bırakmıştık...
Ben güneşimi kaybetmiştim.
O’nun evine, bahçesine gidemiyordum artık.
Gerçi ışığı ta buralarda bizi aydınlatıyordu ama içimi ısıtması için onun Ravza’sında yalınayak koşmam lâzımdı.
Evet, bahçende yürürken ezanlar okunurdu.
Öyle güzel okur ki Medine müezzini ezanı, sanki Bilali Habeşi okuyor sanırsınız.
Namaz kılmak için mescide koştururduk, bilir bilmez...
Babamın yanında namaz kılardık.

SICAKLIĞINA ÖYLE HASRETİM Kİ!
Büyük sütünların altından gelen soğuk havadan saçlarımızı savurturduk. Zemzem bardaklarından güller yapardık. Namaz kılarken yanımıza usulca bir kedi sokulurdu.
Babam “İncitmeyin sakın, onlar Ebu Hüreyre’nin kedileri” derdi, biz de inanırdık.
Senin mescidine kediler de girebilirdi.
Sen çok iyi bir ev sahibiydin çünkü.
Çarşamba günleri hep Uhud’a giderdik. Senin çok sevdiğin amcanı ziyaret etmeye... Çünkü o, bizim de amcamızdı. Kardeşlerimle Ayneyn tepesine çıkar, oradan Uhud’da yatan 70 şehide selam verirdik.
Uhud dağına her baktığımızda sanki orada seni görür gibi olurduk. Uhud da senin Ravza’nın kokusu gibi, gül kokardı.
Orası da ayrı bir gül bahçesi idi sanki.
İşte benim yedi senem ki; en değerli, en güzel yıllarım, senin köyünde, senin gül bahçende, senin savaştığın yerlerde sanki yanımda sen varmışsın gibi, seninle dopdolu geçti.
Seni görmesem de; seninle yaşamaya o kadar alışmıştım ki senin yanından ayrılırken sanki bir yanım, bir canım, bir parçam orada kalmıştı.
Buraları bana gurbet oluverdi.
Elimde olsa hemen yanına koşar gelirim ama hep büyüyünce gidersin diyorlar. Ben sırf senin yanına gelebilmek için büyümek istiyorum. Senin yanına geldiğim zaman büyümüş bile olsam bahçendeki mermerlerde yalınayak dolaşacağım.
Ta ki, güneşin içimi ısıtana kadar.
Senin hasretinden içim üşüyor.
Belki hasretin herkesi yakar, beni de üşütüyor işte. Çünkü benim ruhum doğduğumdan beri senin sevginle ısınmaya alışkın.
Senin sıcaklığına o kadar muhtacım ki.
Ne olur; ben sana gelemesem bile, sen beni hiç bırakma...
Işığınla gecelerimize nur ol. Sıcaklığınla bütün zerrelerimizi ısıtıver. Hani sana Medine’deyken komşuyduk ya, evlerimiz birbirine çok yakındı. Senin varlığın bize güven verirdi hep. Yine öyle ol, arasıra da olsa evimizi şereflendiriver.

BEN DE BABASIZ BÜYÜYORUM
Hem benim adım Nebi, aynen seninki gibi.
Bu ismi bana seni çok seven bir dostun koymuş.
Diğer adım da Muhammed, yine senin gibi.
Bu ismi de canım babacığım koymuş. Buraya gelirken senin köyünde bıraktığımız babacığım. Sana benzeyen bir yanım daha var. Ben de senin gibi babasız büyüyorum.
Ben çok şanslıyım, sen bize asla yetimliğimizi hissettirmedin. Medine’den ayrıldığımızdan beri sanki sen hep yanıbaşımızdaymışsın gibi hissediyorum.
Geceleri korkmadan güvenle uyuyorum hep. Seni tanıdığım ve seni sevdiğim için Rabbime binlerce kez teşekkür ederim.
Babam senin köyünde kalmıştı. Biz babamın cenazesini gömerken abimin terlikleri babamın kabrine düştü ve orada kaldı.
Ben o terlikleri çok kıskandım.
Çünkü abimin terlikleri hep babamla kalacaktı. Babamı son ziyaret edişimizde; ben de kimse görmeden terliğimi babamın kabri üstüne gömüverdim.
İşte şimdi benim terliğim de hep babamla kalacaktı.
Evet demiştim ya; bir güneşimi, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geride.
Babam ve terliklerim hep oradaydı, gelemezlerdi. Ama güneşim, hep yanımızdaydı.
Yetimlerin efendisi, yetimlerini hiç ışıksız bırakır mı?
Dünyanın bir ucuna gitmiş olsaydık, bizi bırakmayacağını biliyordum.
Gözümüz gönlümüz seninle aydınlanır efendim.
Ruhumuz, içimiz sıcaklığınla ısınır.
Bir gün sana gelişim geç bile olsa bana, gül bahçesinin mermerlerinde yalın ayak koşmak nasip et. Ta ki aşkınla, sevginle bütün bedenim yanıp kavrulsun.
Terliklerimi bıraktığım o güzel mabed son durağım olsun.”
...........
Bu “sevgi”nin, bu “aşk”ın, bu “sevda”nın üstüne diyecek hiçbir söz yok...
Vehbi Akşit hocamızın dediği gibi;
“Allah’ım... Bize de, Nebi kardeşimiz gibi Resulullah sevgisi nasip eyle!”
Amin...  Hasan karakaya


Sen Yoktun

Sen yoktun...
Hz Âdem’deydi nurun
Önce cenneti,
Sonra yeryüzünü şereflendirdin.
Âdem nuruna affedildi
Arafat bu affa şâhitti

Sen yoktun
Nuh’un gemisindeydi Nurun...
Dalgalar yeryüzünü boğarken
Taprağın bağrındaki su
Gökyüzüyle buluşurken
Ve bu bir ilahi azap derken,
Allah nurunu taşıdı binbir sebeple
Tûfan, nurunu selamladı edeple...

Sen yoktun...
Hz.İsmail’in alnındaydı Nurun
İbrahimî bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden
“Rabbimiz” dedi,
“Onlara kendi içlerinden
Senin ayetlerini okuyacak
Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,
Onları temizleyecek bir elçi gönder,
Amin dedi on sekiz bin âlem
Nurunla aydınlanan minicik ellerini semaya kaldırarak
Amin dedi İsmail.
Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı
Medine’den adı Uhud olan bir amin yankılandı sevr dağında.

Sen yoktun...
Hz.İsa “Ahmed” diye muştuladı seni
Alemlerin efendisi diye sana seslendi.
Artık ben sizinle çok söyleşmem, dedi havarilerine..
Çünkü bu âlemin reisi geliyor...
Bekleyin Ahmed geliyor.
Kainata rahmet geliyor.
Havarilerin yüzünü okşayan,
Ölüleri dirilten bir nefes oldun
Ama sen yoktun...


Sen yoktun Sultânım,
Hz. Abdullah’ın alnındaydı Nurun
Başı eğik gezerdi mazlum
Huteyle göklerden seni sorardı
Varaka seni arardı semada
Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.
Ağlayarak süslediler ölüme...
Ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler.
Sen yokken,
Canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek.
Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliğiydi.
Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi...
En son çocuk atılırken çukura
Annesinin suretinde bir melek tuttu onu
Ve tebessüm ederek hira nur dağını gösterdi.
Melekler süslüyordu hirâyı.
Efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur,
Efendisine hazırlanıyordu mekke.
Âlem Efendisine hazırlanıyordu
Kainatın gözü Hz. Aminedeydi.
Toprak yalvarıyordu rabbine,
Allahım gönder artık diyordu.
Gel diye ağlıyordu mazlumlar, gözleri semada


Ve bir gelişin vardı ya rasulallah,
Bir inişin vardı yer yüzüne...
Önünde cebrail!
Ardında yalın kılıç melekler!
Bir inişin vardı yer yüzüne...
Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de
Öksüzler annelerine sarıldı doya doya.

Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini.
Herşey sus pus olmuştu.
Hadi diyordu yıldızlar, Hadi diyordu ay!
Kainat bir isim duymak istiyordu.
Ve bir ses yükseldi Âmine’nin evinden;
Muhammed!
Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini.
Muhammed!
Melekler öptü o nurdan ellerini.
Muhammed!
Seni yaratan Allah’a kurbânız ey dürri yekta!
Sana o adı veren rahmana kurbanız


Artık sen vardın
Susuz topraklara rahmet indi seninle
Annenden sonra anne halime sevindi seninle
Yağmura mı ihtiyaç var?
Kaldır şehadet parmağını,
Yağmurları salsın Allah.
Sonra tut ağacın yaprağını,
Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.
Yeterki sen iste,
Sen iste yarasulallah
Deki ben kimim?
Dağlar, taşlar dile gelsin,
Dilsiz çocuklar ellerinden tutup,
Ente Rasulullah desin.

Sen vardın
Bedir kârdı,
Uhut dardı
Hendek yârdı.
Yiğitlerin vardı.
Ölmek için yarışan yiğitler...


Hele bir enesin vardı senin.
Enes bin malik...
Uhut’ta öldüğünü duyunca arkadaşlarına,
Niye burada oturuyorsunuz diye sormuştu.
Onlar da
“Allah’ın Rasulü öldürülmüş deyince
Enes kükremiş:
“ Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız?
Kalkın ve O’nun gibi ölün! Demişti.
Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.
Hem de ne şehit ey nebi!
Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi.
Kızkardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...

Musab Bin Umeyr’in vardı senin.
Uhut’ta sancağını taşıyan.
Öyle bir aşkla sana bağlıydı ki
Allah o gün melekleri Musab’ın suretinde indirdi.

Ebu hureyren vardı...
Acıkınca mescidin önünde durur sana bakardı.
Sen anlardın,
Ya Ebâhir gel! Derdin.


Ve sen gittin...
Bir gidişle gittin
Ardında hüznün kaldı.
Hasretin kaldı göklerde.
Bilal ezan okuyamaz oldu
Ne zaman teşebbüs etse
Muhammed rasulullah demeye
Dizleri üstüne çöker, kendinden geçerdi.

Sonra günler ay,
Aylar yıl oldu.
Ve asırlar oldu
Sensizliğe açtık gözlerimizi.
Ama sen bırakmazsın bizi.
Sen varsın ey şehitlerin sultanı
Sen varsın!
Bir şehit bile ölmezken
Sana nasıl yok deriz.
Ebutalip şama giderken devesinin önüne geçip
Beni burda kime bırakıp gidiyorsun demiştin.
Ne anam var ne babam...
Ebutalip bırakmamıştı bu yüzden.


Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasûlallah!
Bırakma bizi ki; Allah;
Sen onların içindeyken onlara azab edecek değiliz buyuruyor.
Bırakma bizi!
Hayatı seninle öğretti Rahman.
Kulluğu seninle tanıdık.
Duayı senden öğrendik sevgili!
Hz Ömer umre için senden izin isteyince,
“Kardeşcik” dedin ona,
Kardeşcik, duanda bana da yer ayırır mısın?
Bizler Ömer değiliz ama
Bütün dualarımız senin için

Ey Rabbimiz!
Rasulünü anışımızdan haberdar et!
O’na binler salat, binler selam!
Habibine Makam-ı Mahmut’u ver
O’na vesileyi lutfet.
O’nu refik-i Âlâya yükselt
Bizi de affet
O’nun hatrına affet
Zatının hatrına Affet.

Dursun Ali Erzincanlı

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/3/2007 - ÇOCUK AİLENİN AYNASIDIR

Kategori: genel

Eğer, bir çocuk sürekli eleştirilmişse; Kınamayı ve ayıplamayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk kin ortamında büyümüşse; Kavga etmeyi öğrenir.

Eğer, bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa; Sıkılıp, utanmayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk sürekli utanç duygusuyla eğitilmişse; Kendini suçlamayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk hoşgörüyle yetiştirilmişse; Sabırlı olmayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk desteklenip, yüreklendirilmişse; Kendine güven duymayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse; Takdir etmeyi öğrenir.

Eğer, bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse; Adil olmayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse; İnançlı olmayı öğrenir.

Eğer, bir çocuk kabul ve onay görmüşse; Kendini sevmeyi öğrenir.

Eğer, bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse;

                 Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.
Dorothy Law Nolte

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/2/2007 - HAYIRLI CUMALAR

Kategori: genel

 

CUMANIZ MUBAREK OLSUN

 another glitter rose

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/2/2007 - dua

Kategori: genel

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
Image Hosted by ImageShack.us

Hakkımda

yaratılanı yaratandan dolayı sevelim





























CINAR RADYO BURSA
Image Hosted by ImageShack.us
---Veda Hutbesi---

Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahîm

EY İNSANLAR!
Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.

ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.

İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Hadis Bahçesi


"Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!" Müslim, iman 93-94


"Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar." Buhari


"Bir kimse sırf Allah rızası için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır". Muslim


"Hiçbir kul, kıyamet gününde, ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne gibi işler yaptığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, vücudunu nerede yıprattığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz." Tirmizî


" Rabbinize karsı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekâtını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz." Tirmizî, Cum'a, 80


" İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir. " Buhârî


" Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o Müslüman için birer sadakadır." Buhârî


" İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz. " Ibn Mâce


" Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe) cennete giremezler." Müslim


" Bizi aldatan bizden değildir." Müslim, Îmân, 164.


" Mü'minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O'nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur." Müslim


" Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tövbe edenlerdir." Tirmizî


" Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir." Buhârî


"Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komsuyu komsuya mirasçı kılacak zannettim." Buhârî


"Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah'a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikramda bulunsun. Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun. " Buhârî


" (İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah'a şirk koşmak, sihir, Allah' n haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu." Buhârî


" Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir." Tirmizî


" Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır." Tirmizî


"Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez." Tirmizî


"Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evladına duası." Ibn Mâce


"Allah' ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah'ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir." Tirmizî


" Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar." Müslim


" ( Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır." Tirmizî


" (Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme." Tirmizî


" Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddık (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır." Buhârî


" Birbirinize bugz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah' ın kulları, kardeş olun. Bir Müslüman, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz." Buhârî


" Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir." Tirmizî


" İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız." Müslim


" Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı (n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter." Buhârî


" Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü'min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz." Buhârî


" Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur." Ibn Mâce


" İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz. " Tirmizî


" İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah'tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.” Buhârî


“Allah, sizden birinizin yaptığı isi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.” Taberânî


“Nerede olursan ol Allah'a karsı gelmekten sakin; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karsı güzel ahlakin gereğine göre davran.” Tirmizî


“Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz. (Mümin, iki defa ayni yanılgıya düşmez)” Buhârî


“Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.” Tirmizî


“İnsanların Peygamberlerden ögrene geldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.” Buhârî,


“ Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz”. Buhârî,


“İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.” Müslim


“İslâm, güzel ahlâktır.” Kenzü'l-Ummâl


“ (Allah Rasûlü) “Din nasihattir/samimiyettir” buyurdu. “Kime Ya Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah'a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün Müslümanlara” diye cevap verdi.” Müslim


"Kim benim sünnetimi diriltirse(ihya eder ve yaşamında tatbik ederse) beni sevmiş olur. Beni seven de benimle beraber cennettedir." Hadis


"Sizden birinizin, arzusu benim getirdiğim (Kuran’a Şeriat)e uymadıkça kâmil imanla iman etmiş olamaz." Hadis


"Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Bana isyan eden Allah'a isyan etmiş olur." Hadis


"Nefsim kudretinin elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Ben kendisine babasından ve çocuğundan daha sevgili oluncaya kadar sizden biriniz kâmil imanla iman etmiş olmaz." Hadis


"Bildiği ile amel eden kişiye Allah bilmediği ilimlerin bilgisine varis kılar." Hadis


"Kardeşini bir günahından dolayı ayıplayan kişi, günahı islemedikçe ölmez. " Hadis


"Sizden kim (Şeriate uymayan) bir kotu is görürse onu eliyle düzeltsin, buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle bugz etsin. Bu sonuncusu ise imanın en zayıf mertebesidir." Hadis


"İslam’ın düğmeleri düğme düğme çözülecek(Şeriatın emirleri tek terk edilecek). Her düğme çözüldükçe insanlar onu takip eden düğmeyi çözmeye teşebbüs edecekler. Bu çözülen düğmelerin ilki idari konular, sonuncusu da namazdır." Hadis


"Cihad, kıyamet gününe kadar geçerli bir emirdir." Hadis


"Cihadın en faziletlisi zalim sultan katında hakki söylemektir. " Hadis


"Rabbini gazablandıracak bir meselede sultani hoşnud eden(etmeye çalışan) Allah’ın dininden cıkmış olur. " Hadis


"Cennet (nefse ağır geldiği için) hoşlanılmayan şeylerle, cehennemde şehvete hitap eden şeylerle kuşatılmıştır. " Hadis


"Amellerin en hayırlısı sevdiğini Allah için sevmek bugz ettigine de Allah için bugz etmektir." Hadis


"Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o onlardandır." Hadis


"Münafığın alameti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, vaat verdiğinde yerine getirmez, emanet olunduğunda hainlik eder." Hadis


"Kişi din kardeşine kâfirlik isnada ederse, bu isnat ikisinden birine döner. " Hadis


"Arzusu ve hedefi Allah'tan başka şey olarak sabahlayan Allah' ( ın kulların) dan değildir. Müslümanların dertleriyle dertlenmeyen de onlardan değildir." Hadis


"Rab olarak Allah'a, din olarak İslam’a, peygamber olarak Muhammed (s.a.v) erazi olan kişi imanın tadını tatmış demektir." Hadis


"İslam cemaatinden bir karış da olsa ayrılan, boynundan İslam bağını çözmüş demektir." Hadis


"İş ehil olmayana verildiğinde kıyameti bekle." Hadis


"Akıllı kişi nefsine hakim olup ölümden sonrası için is yapandır. Aciz(akılsız) kişi ise nefsini arzularına tabi kılıp sonrada Allah'a karsı Temennide bulunandır." Hadis


"Emirleriniz hayırlılarınız, zenginleriniz hoşgörülüleriniz, isleriniz aranızda danışmayla olduğunda yerin ustu sizin için yerin altından daha hayırlıdır. Ama emirleriniz şerlileriniz, zenginleriniz cimrileriniz, işleriniz kadınlarınızın elinde olduğunda yerin altı sizin için yerin üstünden daha hayırlıdır." Hadis


"Kendimden sonra erkekler için kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım." Hadis


"Sözlerin en doğrusu Allah'ın kitabıdır. Hayat tarzlarının en güzeli Muhammed(s.a.v) in hayat tarzıdır. İşlerin en şerlileri sonradan uyduranlardır. Her sonradan uydurulan şey bidattir. Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık ta cehennem’dedir." Hadis


"Fitne döneminde ibadete sarılmak, bana hicret etmek gibidir." Hadis .


"Ümmetimden bir takım kimseler, ismini değiştirerek şarabı(alkollü içecekleri) içecekler. Bu esnada başkaları ucunda ( yanlarında ) çalgılar çalınacak ve şarkıcı kadınlar olacak. İşte onun için Allah onları yere batıracak ve aralarından bazılarının şekli maymun'a ve domuz'a çevrilecek." Hadis


"Şüphesiz ki benden sonra ümmetimden Kur'an-i Kerim'i okuyan bir kısım insanlar olacak. Fakat onların okuduğu boğazlarını geçmeyecek. Onlar tıpkı ok un yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklar, sonra da tekrar ona dönmeyecekler. O kimseler, insanların ve hayvanların en şerlileri ( kötüleri )dir." Hadis


"Kalbinden tam bir sadakatle Allah 'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed 'in de Allah'ın resulü olduğuna şahadet eden bir kimseyi Allah, cehennem ateşine haram kılar." Hadis


"Ya öğrenen, ya öğreten, ya dinleyen, ya da seven ol! Bunların dışında bir beşincisi olma; helak olursun. Beşincisi ise, ilme ve ilim ehline bugz etmendir." Hadis


"Allah kadın kıyafetini giyen erkeğe ve erkek kılığına giren kadına lanet etsin." Hadis


" Allah'a isyan olan bir hususta kimseye hiç bir itaat yoktur. İtaat ancak marufta (ser'i ölçüler içerisinde )dir." Hadis


" Irkçılığa çağıran bizden değildir. Irkçılık için savaşan bizden değildir. Irkçılık üzere ölen de bizden ( Müslümanlardan) değildir." Hadis .


" Kişi arkadaşının dini üzerinedir. O halde sizden birisi kiminle arkadaşlık yaptığına dikkat etsin. Kişi sevdiği ile beraber ( hasrolunacaktır ) dir." Hadis


" Ümmetim dinar ve dirhemi ( parayı, maddi varlıkları ) yücelttiği zaman onlardan İslam’ın heybeti kaldırılır. İyilikle emretmeyi terk ettikleri zaman da vahyin bereketinden mahrum kılınırlar." Hadis


" İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, onalar arasında dini konusunda ( yapılan saldırılara ) sabırla karşı koyan, kor parçasını avuçlayan gibi olacak. " Hadis


“İnsanların Peygamberlerden ögrene geldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap” sözüdür.” Buhârî





Son Yazılarım

bitti mi çile?
Modernizm kadını neden kurtardı?
Eyvah; Ramazan geldi!
Hakkımı Helal Etmiyorum!
örtülü!!!!!!! mayınlar

[Upload your own video]

Kategoriler

  • ALINTI
  • ayetler
  • DUA
  • fikir
  • genel
  • haber
  • hadisler
  • HATIRLAMA
  • resim
  • siir
  • YAZI
  • YAZILARIM
  • birdirbir

    Arkadaşlarım

    bahardali
    cerenimo74
    knitting
    sinem70
    ravend
    sultan07
    medreseizehra
    zehra50
    kitabooku
    fremde1977
    candansayfa
    hilalalperen
    tosyalim37
    siirseviyorum
    HicretEhli
    sevgieroglu
    kalbinur
    blogekle
    KeLeBeKk
    neslinursema
    FATIMA
    ayseliden
    goznuru
    dostlukrehberi
    meryemce25
    hobilerimveben
    ilmekilmek
    fatmaca
    fiskos
    Azide
    ahsennur
    DELALEDILEMIN
    neslinursema1
    memnunca
    orgubahcesi
    fukuli
    uzlet
    gulivahdet
    iremnur32
    nesrin768
    ASFUR
    Baharcicegi
    bahargunesi
    aysece
    belmaa
    gulsevincehobi
    selamunaleykum
    sude31
    cicibisiiy
    MEYRACA
    flood
    gonlumce
    BURCUBONCUK
    yesimece
    rumeysa1980
    rumuzsehadet
    sevda2005
    zelis
    ahmetfatihin
    peruze
    rahmiye
    minecck
    almulaca
    kendinyapsandahaiyiolur
    EmineDantelOrgu
    LeyLi
    ORNEKLER
    feyzaca
    oyaamma
    sevgidamlalari
    turuncudunya
    sevgipenceresi
    KuLdaN
    cennetkokusu
    nilislam
    HazanMevsimleri
    bulaniksu
    msnweb
    orguu
    sudehobi
    1sevval1
    GercekYoLislam
    SUSKUNSOKAKLAR
    rindiseyda
    ResuleVuslat
    zahara
    igra
    nurdanay
    tadimliktarifler
    sieda
    FatoGelin
    NESLINUR78
    nalish
    aslanbaysevinc
    sevgialemi
    orgucafe
    gulsevin
    sumeyyegenc
    mavi1
    HAYALDUNYAM
    GELDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER PARMAKLARINIZA SAĞLIK YİNE BEKLERİM
    HTML
    Resminiz:
    Maximum boyut: 500 Kb
    Yollanabilir: GIF, JPG, PNG, BMP, SWF
    Kullanım şartları: Kullanım şartlarını kabul ediyorum

    BAHARDALI fiskos banner

    gönüldendamlalar

    baharcicegi

    Image Hosted by ImageShack.us hazan Image Hosted by ImageShack.us